Telefon: (236) 444 424 / 2900  | Email: yavuz.kececi@gmail.com

YARA TEDAVİSİ

Deri veya bir başka organ bütünlüğünün fiziksel, kimyasal, termal (yanık), cerrahi nedenlerle veya kendiliğinden gelişen doku bütünlüğünün bozulmasına yara denir olarak tanımlanır. Bu nedenlerden  dolayı yarada yapısal ve işlevsil bozukluklar oluşur. Yara iyileşmesi doku bütünlüğünün yeniden sağlanması ve dokunun işlevinin yeniden kazanılmasıyla amacıyla organizmanın verdiği karmaşık bir cevaptır.

İyileşme nasıl?

Yara iyileşmesi 3 aşamada gerçekleşir. Yaralanmanın hemen sonrası inflamasyon evresi meydana gelir. Bu dönemde kanama, pıhtılaşma ve yara bölgesine yara iyileştirici hücrelerin göçü olur. Bu dönem yaranın ciddiyetine ve tedavisine bağlı olarak, 2-5 gün civarında sürer. Yara iyileşmesinin ikinci evresi onarıcı hücrelerin çoğalma evresidir. Çoğalan hücreler hasarlı doku hücrelerinin yerini alır. Son evre ise yeniden şekillenme evresidir. Bu evrede çoğalan hücrelerin düzensizce ürettiği yara onarım maddeleri, uygun şekilde hizalanarak yaranın tutma kuvvetinin artmasını sağlar.

Bu aşamaların herhangi bir aşamasında olan sorun yaranın iyileşmesinin gecikmesine hatta durmasına neden olur. 3 hafta içinde iyileşemeyen yaralara “kronik yara” denir. Plastik ve rekonstrüktif cerrahinin ana uğraş konularından biridir.

Bacakta iyileşmeyen yara
Bacakta iyileşmeyen yara

İyileşmeyen Yaraların Nedenleri

Enfeksiyon

Yaranın iyileşmesinin gecikmesinin en sık nedeni yarada enfeksiyondur. Enfeksiyonu oluşturan bakteriler zararlı olan toksinler üreterek yara iyileşmesini durdururlar. Bu nedenle yara bakımında temizlik çok önemlidir. Pansumanlar steril olarak yapılmalı, kirli yaralar bol serum ile yıkanmalı ve gerektiğinde antibiyotikler kullanılmalıdır.

 

Yetersiz kanlanma

Yara iyileşme dokusu diğer dokulara göre çok daha aktif olduğundan, normale göre daha fazla besin ve oksijene gereksinimi vardır. Bu maddeler dokuya kan yoluyla ulaştırılabilir. Ayrıca iyileşen bölgedeki

birikintiler de kan yoluyla uzaklaştırılır. Kan dolaşımını azaltan kansızlık, damar yetmezliği, damar sertliği ve kalp yetmezliği gibi durumlarla kan oksijenasyonunu azaltan kronik akciğer hastalıkları yaranın geç iyileşmesinin çok yaygın sebepleridir. Obezite de yaraların zor iyileştiği bir durumdur. Yağlı dokularda daha az kan damarının bulunmaktadır. Sigara kullanımı da dolaşımı azalttığından iyileşmeyi geciktirir.

Diyabet (Şeker hastalığı):

Diyabet hastalığında doku kanlanmasında ciddi bozukluk olması yanında bakterilerle savaşan hücreler de görevlerini tam anlamıyla yapamaz. Birçok değişik mekanizma sonucunda yüksek kan şekeri yara iyileşmesini çok ciddi anlamda sekteye uğratmaktadır.

Yaş:

Yaş ilerledikçe hücre çoğalma yeteneğimiz azaldığı için yara onarımı da yavaşlamaktadır. Ayrıca yetersiz antikor üretimi, azalmış yangısal ve hormonal cevap da yaranın iyileşmesini geciktiren etkenlerdir. Yaşlılarda diyabet ve kalp rahatsızlığı gibi kronik hastalıklar da daha sıktır. Çocuklarda 7 günde kapanan bir yara 70 yaşındaki bir hastada 15 günde iyileşebilmektedir.

İlaç Kullanma:

Kartikosteroidler ve kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ajanları hücrelerin çoğalmasını durdurur ve böylece yaranın iyileşmesini engellerler.

Yetersiz Beslenme:

Vücut yaraların iyileşmesi için enerji, protein, A-C vitamini ve çinkoya ihtiyaç duyar. Dengesiz beslenenlerde, protein veya vitamin eksikliği olanlarda yara iyileşmesi gecikir. Bu nedenle kronik yarası olan hastaların çok özenli beslenmesi gereklidir.

KRONİK YARALAR

Venöz ülserler:

Toplar damarlarda yetersizlik yani kanın geri dönüşünde sorun olduğunda damar içi basıncı artmaktadır. Böylece doku kanlanması bozulur ve damar dışına protein çıkışı olur. Ufak yaralanma veya kendiliğinden iyileşmeyen, geç yileşen ve tekrarlayan yaralar oluşur. Bu yaralar en sık bacak alt uç iç kısımda görülür. Tedavide basıncın düşürülmesi çok önemlidir.

Günde 3-4 kez 30dk. süreyle bacak kalp seviyesinde tutulur. Yataktan kalkmadan önce elastik çorap veya bandaj uygulanmalıdır. Yara bakımında yarayı nemli tutan ve ölü dokuların uzaklaştırılmasına yardımcı olan hidrojelli pansumanı tercih ediyorum. Ağrı üzerine de etkili bir pansumandır. Topikal antibiyotik veya topikal antiseptikler çok etkili değildir. Yara, tedavi etkiliyse çoğunlukla 1-4 ay arasında kapanır. Nüksü önlemek için basınçlı bandaj kullanımı çok önemlidir.

Arteryel yetmezlikteki yaralar:

Bu yaralara iskemik ülserler de denir. Kan dolaşımının azlığına bağlı ağrılı olabilir. Nedene yönelik, dolaşımı artırıcı tedavi önemlidir. Yara nemli ve sıcak olacak şekilde pansuman yapılmalıdır. Bu hastalarda damar sertliği olduğundan ciddi ek hastalık olma riski yüksektir.

Bası yaraları:

Çoğunlukla yatalak ve yaşlı hastalarda olmak üzere tekerlekli sandalye bağımlısı hastalarda da görülür. Uzun süre hareketsiz bir şekilde aynı bölgenin basınca maruz kalmasından kaynaklanır. Bu basınç bölgesel olarak doku kanlanmasını bozarak doku ölümüne neden olur. Bası yarası kızarıklık şeklinde başlar ve giderek derinleşir.

Bası yaraları tedavisinde basının giderilmesi önemlidir ancak bu hastaların bakımı çok zor olduğundan ve genellikle felçli olduklarından yara üzerindeki bası tam giderilemez. Bu nedenle tedavi çok uzun sürer. Öncelikle ölü dokular cerrah tarafından uzaklaştırılmalıdır. Yüzeyel yaralar ıslak pansuman veya hidrokolloid yara örtüleri ile takip edilir. Derin yaralar da ise ameliyatla yaranın sağlıklı doku ile kapatılması gerekebilir.

YARA BAKIMI

Öncelikle hastanın genel durumu olabildiğince iyi durumda olmalı ve beslenmesi düzenlenmelidir. Kalp yetmezliği, kansızlık veya akciğer hastalığı düzeltilmelidir. Yarada ölü dokular varsa mutlaka debridman ile uzaklaştırılmalıdır.

İdeal yara pansumanı:

Yarada nemli ortam oluşturmalı, mikropların yaraya bulaşmasını engellemeli ve yara yüzeyinde partikül bırakmamalıdır. Yara için zararlı toksik madde içermemeli ve alerjik olmamalıdır. Oksijen geçirgen olmalı, yaraya yapışmamalı ve , ayrılırken yarada hasar yapmamalıdır. Ayrıca yarayı dışarıdan darbelere karşı korurken ısıyı da korumalıdır. Yarada oluşan ifrazatı emebilmelidir. Hiçbir pansuman çeşidi ideal değildir. Herbirinin birbirine göre farklı üstünlüğü vardır. En sık kullanılan pansuman ürünleri:

Antibiyotikler ve antiseptikler:

Yara enfeksiyonuna bağlı doku harabiyetini önlemek için kullanılırlar. Nitrofurazan yara iyileşmesini inhibe eder. Neomisin, bazitracin, polimiksin B yara örtümünü hızlandırır. Ancak bunların nadiren de olsa alerjik etkilerin görüyoruz.

Hidrojeller:

Yarada ideal bir nemli ortam oluştururlar. Ölü dokularda kendiliğinden debridman yaparlar. Çok yüksek miktarda su içerdiklerinden emme işlevleri sınırlıdır. Yaraya yapışmazlar, yarayı soğutarak ağrıyı azaltırlar. Kuru yaralarda veya az akıntılı yaralarda, yüzeyel yanıklarda, yüzeyel yatak yaralarında kullanılır.

Hidrokolloidler:

Yarayı başarıyla kapatırlar ve yara ifrazatını emerler. Toz ve pasta formları daha çok sıvı emebilir. Yara ısısını ve nem oranını düzenleyerek ağrıyı azaltır. Tabaka şeklindeki ürünleri ölü dokuların debridmanını yapabilir.

Alginatlar:

Yüksek miktarda ifrazatı olan yaralarda kullanılır. İfrazatla birleşerek Jel formuna geçerek yarada nemli ortamı sürdürürler. Kötü kokulu bası yaralarında kullanımı etkilidir. Ancak ifrazatı az olan yarayı kurutabilir.

Polimer filmler:

Poliüretandan yapılan ince ve saydam yapıda olup sıvı ve mikropları geçirmez. Oksijen, su buharı ve karbondioksit geçişine izin verirler. Yüzeyel yaralarda kullanılırlar.

Polimer köpükler:

Yaradan yüksek miktarda ifrazatı emebilen poliüretandan yapılmış ürünlerdir. Derin yaralarda ve venöz staz gibi akıntılı ülserlerde kullanılır.

Gümüşlü yara bakım ürünleri:

Gümüşlü ürünler antibiyotiklerle temizlenemeyen mikroplar dahil birçok mikroba karşı etkili olduğundan yara temizlenmesinde çok etkilidir. Kirli ve açık yaralarda kullanılır. Ürünlerden ekilen gümüşün çok büyük kısmı vücuda zarar vermeden idrar ve dışkı ile atılır.

Okuduklarınızla İlgili Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir