Telefon: (236) 444 424 / 2900  | Email: yavuz.kececi@gmail.com

MEME BÜYÜTME

Meme kadın vücudunun en önemli kısımlarından biridir ve kadının estetik bütünlüğünü tamamlar. Memeler kadının güzelliği ve çekiciliği ile anne olma ve emzirmenin sembolüdür. Bu nedenle meme dokusu, hem şekil hem de fonksiyonları açısından kadınlar için çok önemli olup ikincil seks organı olarak kabul edilmektedir. İdeal ölçüde ve şekilde memelere sahip bir kadın daha özgür, daha rahat ve sosyal ilişkilerde daha aktiftir.

Ancak memelerin estetik ve işlevsel sorunları sıklıkla görülebilmektedir. Bu sorunlar memelerin vücuda oranla hacim olarak büyük olması, küçük olması veya doğal görünümünü kaybederek sarkmasıdır. Bu estetik sorunlar zamanla kadının kendi memelerini beğenmemesine ve buna bağlı olarak vücudunu olumsuz bir şekilde algılamasına yol açabilmektedir. Bu tür algılar uzun zamanda kadının kendine güveninde de önemli miktarda hasara yol açabilmektedir.

Kadının iş yaşamına ve sosyal hayata daha çok girmesi birçok değişikliği de beraberinde getirmiştir. Bu değişiklikler kendini en fazla kadının ekonomik gücünün artmasında, daha rahat kıyafetlere yönelmesinde ve yaşam tarzında göstermiştir. Bu değişikliklere bağlı olarak kadınların kendine güveni artmakta ve kendine daha hoş görünen ve vücut hatlarını daha çok belli eden giysilere yönelmektedirler. Bu yönelim ve estetik cerrahi girişimlerden alınan başarılı sonuçlar, diğer tüm estetik cerrahi girişimler gibi meme büyütme, meme küçültme ve meme dikleştirme operasyonlarının günümüzde gittikçe artan sıklıkta uygulanmasına neden olmaktadır.

Meme büyütme ameliyatıyla vücuduna uygun meme boyutuna kavuşan kadın, estetik olarak güzelleşmeyle beraber psikolojik açıdan da olumlu etkilenmektedir. Bilimsel çalışmalar bu hastaların özgüvenlerindeki artışa bağlı olarak cinsel hayatlarında da olumlu değişikler olduğunu göstermiştir. Meme büyütme ameliyatından sonra kadınlar önceden isteyip de giyemedikleri giysileri giyebildiklerini ve sosyal hayatta çok daha aktif olduklarını söylemektedirler.

Meme ölçüsünün hatalı alımı
Meme ölçüsünün hatalı alımı

Meme büyütme ameliyatı için başvuran hastalar genellikle ulaşmak istedikleri meme büyüklüğünü tarif etmede sıklıkla istedikleri sutyen numarasını söylerler (85, 90 gibi). Ancak çeşitli sutyen markaları farklı büyüklükte olabileceği gibi gövde ve göğüs yapısının farklı olması beklentinin hekime doğru aktarılmasına engel olabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde kadının beklentisinin anlaşılması çok önemlidir. Seçilecek boyutta kadının giyim tarzı ve yaşam şekli de önemlidir. Ayrıca oluşturulabilecek meme büyüklüklüğünde kadının yapısının çok önemli olduğu bilinmelidir. Örneğin küçük yaşlardan beri çok küçük olan göğüslerin çok fazla büyütülmesi, derinin esneme kabiliyetinin çok zorlanmasına ve buna bağlı olarak komplikasyonlara- dikiş açılması, kapsül kontraktürü gibi- yol açabilir.

Sık yapılan bir hata da meme büyüklüğünü üstteki şekildeki gibi ölçmektir. Göğüs kafesi geniş bir kadının memeleri küçük olabileceği (örneğin 90 ölçüyle küçük bir kap meme) gibi göğüs kafesi dar bir kadının memeleri iri (örneğin 85 ölçü ile iri bir meme) olabilir. Bu nedenle mezure ile sadece meme kabı ölçülerek A, B, C gibi bir kap büyüklüğünün saptanması en doğru sonucu vermektedir. Göğüs kafesi ise meme altı hattan ölçülür. Böylece sutyen ve meme ölçümü ideal olarak yapılabilir ve 80 A, 85 C, 90 B gibi sonuçlar elde edilir.

Meme Küçüklüğü Nedenleri:

Genç kızlık döneminde meme dokusunun yeterince gelişmemesi nadiren hormonal hastalıkları olan kadınlar da olabildiği gibi çoğu zaman tamamen normal hormon düzeyine sahip bayanlarda da olmaktadır. Meme dokusunun hormonlara verdiği cevabın yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Ailesel faktörler ve vücut yapısı en önemli etkenlerdir.

Meme Büyütme Ameliyatı Kimlere Uygulanır:

Meme boyutunun küçük olduğunu düşünen, fiziksel ve ruhsal gelişimini tamamlamış her kadına,

Gebelik sonrası meme hacmindeki kaybı olan kadınlara,

Memelerinin büyüklükleri arasında belirgin fark olan kadınlara (meme asimetrisi) simetrinin sağlanması için,

Tubuler meme deformitesi olan kadınlara,

İki meme arasının çok ayrık olduğu kadınlarda memeleri yaklaştırmak için,

Meme sarkıklığı olan bazı kadınlara,

Meme kaybı olan kadınlarda yeniden meme oluşturmak için

Meme protezi
Meme protezi

Meme protezi:

Meme büyütme amacı ile günümüze kadar parafin, lastik, sünger, sıvı silikon gibi çok çeşitli yabancı maddeler kullanılmışsa da hiçbirinde başarılı bir sonuç elde edilememiştir. Meme dokusunda bu maddelere karşı çok ciddi ve olumsuz reaksiyonlar gelişmiştir. Bilimsel ilerlemeyle birlikte vücuda zarar vermeyen silikon içeren tıbbi malzemeler geliştirilmiştir. Silikon meme protezi ilk kez 1962 yılında meme büyütmede kullanılmıştır ve 30 sene boyunca hiç bir sorun çıkarmamıştır.

Ameliyatlarda kullanılan silikon, kum ve kristalde doğal olarak bulunan öncülünün işlenmesiyle elde edilir. Laboratuvarlarda işlenmesiyle sıvı, jel ya da katı hale getirilir. Katı silikon vücutta bozulmaz, farklı bir maddeye dönüşmez ve zarar vermeden yıllarca kalabilir. Bu nedenle katı silikon meme protezlerinin dış kılıfı olarak kullanılır ve vücuda hiç bir zararı yoktur. Hatta vücuda uygulanan birçok tıbbi malzemede de silikon maddesi bulunur. Birçok tıbbi sorun çıkaran, kötü durumlara neden olan ve insanlarda korku uyandıran silikon ise yıllar önce kullanılmış olan sıvı (iğneyle enjekte edilebilir) silikondur. Bu nedenle sıvı silikon enjeksiyonları ve sıvı silikon içeren meme implantları 1996 yılında tüm dünyada yasaklanmıştır. Sıvı silikon, uygulandığı bölgede doku içine yayılarak çok ciddi alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır.

Günümüzde meme protezlerinin hiç birininin içinde sıvı silikon kullanılmamaktadır. Protezlerin dış kılıfı katı silikon, içi ise koheziv silikon jelden oluşmaktadır.

Protez kesilse bile içeriği akmaz
Protez kesilse bile içeriği akmaz

Koheziv silikon jel, sıvı silikondan oldukça farklı yapıda, akışkanlığı olmayan bir maddedir. Koheziv jel, önceden kullanılan silikon jelin teknoloji yardımıyla özel bir yapıya dönüştürülmesiyle elde edilmektedir. Eski protezlerde, protezin kılıfı hasar gördüğünde jel içerik çevre doku içine yayılabiliyordu. Bu silikon jel, her ne kadar sıvı silikon gibi belirgin doku reaksiyonu yapmasa da hastada rahatsızlık oluşturabiliyordu.

Şekilde görüldüğü gibi günümüzde kullanılan protezlerin kılıfı hasarlansa bile bu protezlerin içeriğinde kullanılan koheziv jel, özel yapısı sayesinde silikon protezin dışına akmamakta ve doku ile karışmamaktadır. Bu nedenle protez içeriği olarak koheziv silikon jel son derece güvenilirdir.

Meme protezi kılıfında katı silikondan farklı olarak çok nadir kullanılan bir seçenek de poliüretandır. Protezin içeriği: Meme protezin içini doldurmak için koheziv silikon jelden başka bir diğer seçenek serum fizyolojik dediğimiz tuzlu sudur. Silikon kohesiv jelin kıvamı kadın memesinin kıvamına çok daha yakın olduğundan serum içerikli protezler çok nadiren tercih edilmektedir. Özellikle meme dokusunun çok az olduğu kadınlarda doğal dokunma hissi oluşturamazlar.

Geçtiğimiz 25-30 yıl içinde, A.B.D.’de medya ve çeşitli sosyal gruplar silikon meme protezlerine karşı bir kampanya başlatmış ve sonucunda Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (Food and Drug Administration, FDA) aracılığı ile silikon jel meme protezlerinin estetik cerrahi amacıyla kullanımını yasaklatmışlardır. Ancak protez uygulanan hastaların çok uzun süreli takiplerini içeren bilimsel çalışmalar silikon jel protezler ile meme kanseri ve romatizmal hastalıklar arasında hiçbir ilişki bulunamadığını göstermiştir. Ayrıca bilimsel çalışmalar sayesinde bu protezlerin doğmamış çocuklar ve meme emen çocuklar için de bir tehlike oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar neticesinde silikon meme protezlerinin meme büyütme ameliyatında kullanımı A.B.D.’de de serbest bırakılmıştır. Bugün için tüm dünyada silikon jel meme protezleri meme büyütme ameliyatlarında kullanılmaktadır.

Düz ve pürtüklü yüzeyli protezler
Düz ve pürtüklü yüzeyli protezler

Protez yüzey yapısı:

Protezlerin silikon kılıfları düz yüzeyli ve pürüzlü olarak 2 ayrı yapıda üretilmektedir. Pürüzlü yüzeye sahip olanlar çevre dokuyla daha fazla ilişki kurduğundan yer değiştirmesinin veya dönmesinin daha az olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca bir çok plastik cerrahi uzmanı hekim, kapsüler kontraktür denen, protez çevresindeki dokunun abartılı reaksiyonunun da pürüzlü protezlerde daha az oluştuğunu düşünmektedir. Yine de bir yüzey tipinin diğerini üstünlüğü bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

Protez profilleri (yüksekliği):

Protezlerin düşük, orta, yüksek profil gibi (yada low, moderate, full, extra full gibi) değişik modelleri (yandan bakışta protezin yüksekliği) vardır. Düşük profilliler memenin yüksekliğini az artırırken yüksek profilliler memenin yüksekliğini daha fazla artırırlar. Bunlar memede oluşturulmak istenen şekil göz önüne alınarak seçilir. Düşük profil modeller (yassı ve çapları geniş) memeyi daha yassı ve geniş gösterirken, yüksek profiller (taban çapı daha dar, yükseklikleri daha fazladır) memeyi daha öne çıkık ve büyük gösterir, memenin üst kısmına daha fazla dolgunluk sağlarlar. Düşük veya yüksek profil arasındaki seçim memenin ne kadar öne çıkıntısı (projeksiyon) ve memenin taban çapına göre yapılır. Her kadına uyan, ideal tek bir tip protez yoktur. Muayene bulguları ve hastanın istekleri göz önüne alınarak en iyi sonucun elde edileceği protez şekli hekim ve hasta ile birlikte belirlenir. Meme dokusunun miktarı, esnekliği, sarkıklığı ve hedeflenen büyüme oranı bu seçimde önemlidir.

Anatomik ve yuvarlak şekilli protez
Anatomik ve yuvarlak şekilli protez

Protezlerin şekli:

Protezlerin şekli de içerikleri ve kılıfları gibi farklı olabilmektedir. Yuvarlak veya anatomik olarak 2 ana şekil mevcuttur. Anatomik protezler kadın memesini taklit eder şekilde alt kutbu üst kutba göre daha yüksek olarak üretilmektedirler. Bu nedenle özellikle meme dokusu çok küçük olan kadınlarda özellikle tercih edilirler. Anatomik implantlar ayrıca farklı olarak tabanları yuvarlak değil daha çok elipse benzer yapıdadır. Uzun boylu kadınlarda elipsin uzun ekseni yukarıdan aşağı olacak şekilde dikey olarak, geniş göğüs kafesi olan kısa boylu kadınlarda ise tersine uzun eksen yatay yerleştirilerek daha doğal bir yapı elde edilir. Ancak yine de birçok kadın hasta yuvarlak protez için uygun olup bu hastalarda ideal sonuç elde edilebilir.

Ameliyat ve öncesi:

Meme büyütme ameliyatı genel anestezi altında yapılmaktadır ve yaklaşık olarak 1,5-2 saat sürmektedir. Ameliyattan önce meme muayenesine ek olarak memenin ultrasonografi görüntülenmesi, 40 yaş üstü hastalarda ise mamografi tetkikinin yapılması gereklidir. Ayrıca ameliyat sırasında hastanın ciddi bir sorun yaşamaması için gerekli laboratuvar testleri de ameliyat öncesinde mutlaka yapılmalıdır.

Meme altı ve kasaltı yerleşim
Meme altı ve kasaltı yerleşim

Meme protezi nereye yerleştirilir?

Meme protezi meme dokusu içine değil, meme altına yerleştirilir. Protez meme altında ya sadece memenin altında göğüs kası üzerinde olacak şekilde ya da hem meme hem de kas altına olacak şekilde yerleştirilir. İlk bölgeye meme altı-kas üstü, ikinci bölgeye kas altı yerleşim denir. Protezin yerleştirilmesi için hedef bölgede cerrahi olarak, dokular aralanarak, protez için uygun büyüklükte bir cep hazırlanmakta ve protez bu cebe yerleştirilmektedir.

Meme büyütmede ameliyat kesisi nereye yapılır?

Meme protezinin yerleştirilmesinde için 4 ayrı kesi seçeneği vardır;

  • koltukaltı,
  • meme başı çevresi,
  • meme altı ve
  • göbek kesilerdir.

Her kesinin üstünlükleri ve zayıf noktaları vardır. En çok tercih edilen kesiler meme altı ve meme başı çevresi kesileridir.
Meme başı (areola adı verilen kahverengi kısım) çevresinde yapılan kesi renk değişim hattında olduğundan uzun dönemde kalan iz belli belirsiz olur. Ancak bu keside süt kanallarının bir kısmının kesilmesi gerekebilir.

Meme altı kesisinde ise memenin süt kanallarına hiç bir zarar gelmez ve meme altı oluğuna oturan belli belirsiz bir yara izi ile iyileşme olur.

Koltukaltı kesisinde meme üzerinde hiç bir kesi bulunmamakta ve koltukaltından girişim yapılmaktadır. Koltukaltı ve göbek kesileri ise memeden uzak kesilerdir. Meme dokusu üzerinde iz bırakmazlar. Ancak genellikle endoskopik olarak protez yerleştirilir ve ilk 2 kesi kadar alana hakim olunamaz. Bu nedenle simetri sorunları ve buna bağlı ikinci bir düzeltici ameliyat olasılığı daha yüksektir.

Hangi kesi kullanılırsa kullanılsın genellikle yara izleri ameliyat sonrası erken dönemde hafif kızarık olarak belirgin olsa da zaman içinde giderek solmakta ve belirsiz hale gelmektedir. Yara izinin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisi azdır. Hasta memnuniyetini daha çok etkileyen unsurlar memenin büyüklüğü, yerleşimi ve şekli olmaktadır. Bu nedenle memeye daha fazla hakim olunan meme altı kesisi en çok tercih edilen kesidir.
Meme büyütme ameliyatında kullanılan kesileri gösteren yabancı kaynaklı bir videoyu seyredebilirsiniz:


Ameliyat sonrası dönem:

Ameliyat bitiminde göğüslerinizi kavrayan, sıkıca bir sporcu sutyeni giydirilir. Elastik bandajla göğüs kafesinin sarılması da ameliyat yerinde kan toplanması olasılığının ve hastanın ağrısının azalmasında etkilidir. Bandaj uygulaması 2-3 hafta devam edebilir.

Hastalar genellikle ameliyat günü ya da ertesi gün taburcu edilir. Özellikle ilk 3 günü hastalar, ağrıları az bile olsa istirahat etmelidirler. İlk iki günde giderek artan ödem (şişlik), üçüncü günden itibaren azalmaya başlar. Uygun pansumanla 3. gün duş alınabilir.

Meme protezi ameliyatı sonrası aktiviteler ilk iki hafta için kısıtlanmalıdır. Bu süreden sonra yavaş yavaş artırılmalıdır. Ağır aktiviteler ve kolun hızlı ve geniş bir açıda hareketini gerektiren tenis gibi sporlar 6 hafta yapılmamalıdır Ameliyat sonrasını 6-8 hafta sauna, solaryum ve buhar banyosundan kaçınılmalıdır.

Giderek azalmakla birlikte zaman zaman yanma, batma, kramp tarzında kısa süreli ağrılar aylarca sürebilir. Bu ağrıların şiddetleri ve sıklıkları günlük yaşamı etkileyecek boyutta olmaz ve giderek azalır. Ağrı kesicilere iyi cevap verirler.

Tüm meme bölgesinde hissizlik-uyuşma ve ödem (şişlik) oluşması doğaldır. Bu, genellikle geçici bir durumdur ve bunun ortadan kalkması 6-12 aya kadar uzayabilir. Bazı durumlarda 1-2 hafta içinde ortadan kalkan morluklar görülebilir. Benzer şekilde meme başında hissizlik, aşırı hassasiyet olabilir.

Ameliyat sonrası hastanın gündelik hayatına dönmesi, yapılan işlem, hastanın yara iyileşmesi ve hastanın toleransına bağlı olarak 10-30 gün arasında değişir. Örneğin masa başı işi olanlar genellikle 10-15 gün sonra iş başı yapabilecek kadar iyileşirler.
Uzun dönemde meme takibi nasıl yapılmalıdır?

Hastaların uzun dönem takibinde yılda 1 kez yapılan ultrasonografi tetkiki yeterlidir. Bu tetkikle meme dokusunun sağlığı yanında protezin de bütünlüğü kontrol edilebilmektedir. Hastalar 40 yaşını geçtiğinde, toplumdaki tüm kadınlar gibi, 1-2 yıl aralıklarla yapılan mamografi ile izlenirler. Ancak meme protezi olan hastaların mamografi tetkiklerinin duyarlılığı bir miktar azalır. Bu nedenle şüpheli durumlarda manyetik rezonans (MR) tetkiki yapılır. Bu MR tetkiki protezli memeleri protezi olmayan memeler kadar iyi görüntüleyebilmekte ve protezli memelerde bile lezyonları çok erken yakalayabilmektedir. Ayrıca bu görüntüleme tetkikleri sayesinde protez çok iyi görüntülebilir ve bu nedenle protez sağlam olduğu sürece değiştirilmez.

Meme Büyütmede Diğer Tedavi Seçenekleri:

Dışarıdan meme protezlerinin kullanımı ya da pedle desteklenmesi diğer bir tedavi seçeneğidir. ·

Yağ transferi ile meme büyütme yapılabilir. Özellikle silikon protez istemeyen kişilerde tercih edilmektedir. Bu ameliyat ancak karın ve bel bölgesinde yeterince yağ fazlalığı olan kadınlara yapılabilir. Ayrıca verilen yağın önemli bir kısmı erir ve memede büzüşmeler, düzensizlikler (bazı bölgelerde yağın daha fazla tutmasına bağlı olarak o bölgelerin fazla şişmesi diğer yerlerin az büyümesi gibi) oluşabilir. Bu nedenle 6-9 ay ara ile üç seans ameliyat gerekebilir. Sonuçta meme protezine göre daha uzun ve pahalı bir süreçtir ve estetik sonuç protez kadar iyi olmayabilir. Her ne kadar kanseri tetikleyen bir işlem olmasa da enjekte edilen yağın kalsifiye olması, uzun dönemde meme kanseri ile karışan görüntülere neden olarak kadın için büyük sorunlara da neden olabilir. ·

Vakumlama ile meme büyütme: Uzun süreli olarak memeleri negatif basınçla öne doğru çeke n cihaz kullanımıyla memelerde %10 kadar büyüme olabilmektedir. Ancak bu yöntemin kalıcılığı belirsizdir. Ayrıca çok az hasta sadece %10 büyümeden yarar görür.

Meme Büyütme Cerrahisinin Riskleri:

Kanama: Nadiren ameliyatta ya da sonrasında hayatı tehdit etmeyecek düzeyde kanama olabilir. Ameliyat sonrası bir kanama olduğunda, biriken kanın (hematom) acil olarak boşaltılması gerekebilir.

Enfeksiyon: Sadece yara yerini tutan önemsiz bir iltihaplanma olabileceği gibi protezi de etkileyen bir enfeksiyon olabilir. Antibiyotikler etkili olmazsa protezin çıkarılması gerekebilir. Meme protezi varlığında enfeksiyonu tedavi etmek, protezsiz dokuların enfeksiyonunu tedavi etmekten daha zordur. Enfeksiyon tedavi edildikten sonra, yeni bir protez yerleştirilebilir.

Kapsül Kontraktürü: Vücudumuz her yabancı cismin çevresinde bir kapsül oluşturur. Meme protezi çevresindeki kapsül çoğunlukla ince, yumuşakt ve dışarıdan hissedilemeyecek şekildedir. Ancak bazen teknik bir ameliyata rağmen proteze karşı vücut aşırı tepki verebilir ve protezin çevresinde giderek kalınlaşan bir zar oluşturur. Bazı hastalarda, meme protezi çevresindeki bu kapsül sertleşip kalınlaşabilir ve memede şekil bozukluğu, sertlik ve ağrı oluşturabilir. Erken dönemde veya sınırlı bir kapsül kontraktüründe doğallıktan biraz uzak, sert bir meme vardır. İleri evre bir kapsül kontraktürü varsa memenin hareketleri sınırlanır, doğallığı iyice bozulur, sıkılmış bir portakal görünümü oluşur. Genellikle %20’den az hastada değişik derecelerde gözlenir. Kapsül kontraktürü ancak İleri evre ise ameliyatla kapsülün çıkarılması, temizlenmesi ve protezin değiştirilmesi gerekebilir. Kapsül kontraktürünün kimlerde ve hangi koşullarda olabileceği konusunda kesin bir bilgi yoktur.

Meme Başı ve Cilt Duyusunda Değişme: Ameliyat sonrası meme başı duyusunda bazı değişiklikler olabilir. Birkaç ay sonra çoğu hastada normal duyu geri döner. Kısmi ya da kalıcı meme başı ve deri duyu kaybı nadiren gelişebilir.

Ameliyat İzi: Aşırı nedbeleşme (belirgin kızarık iz) olağan değildir. Nadiren belirgin izler oluşabilir. İzler kötü görünümlü ve çevre deriden farklı renkte olabilir. Anormal nedbeleşme için ameliyat sonrasında çok nadiren ek cerrahi girişim gerekebilir.

Protezin Dışarıya Çıkması (yara açılması): Bu durum basında hatalı olarak protez patlaması olarak duyurulmuştur. Özellikle modern teknolojiyle üretilen protezler son derece dayanıklı olup ancak kişiyi öldürebilecek şiddetteki yaralanmalarda zarar görür. İnsan kuvvetiyle zarar görmesi pek olası değildir. Bundan farklı olarak ameliyat yarası, sigara içimi veya enfeksiyona bağlı olarak açılabilir. Bu durumda antibiyotik tedavisi ile tekrar yaranın onarımı yeterli tedaviyi sağlamaktadır. Ancak yine de yara kaynamazsa protezin çıkarılması gerekebilir.