Telefon: (236) 444 424 / 2900  | Email: yavuz.kececi@gmail.com

DOLGU UYGULAMALARI

Güneş ışınları, sigaranın olumsuz etkileri ve mimik hareketlerimiz yıllar geçtikçe cildimiz ve altındaki dokularda erime, hacim kaybı ve elastikiyette azalma oluşur. Bu değişiklikler de kırışıklıklar ve çökmeler şeklinde kendini gösterir. Bu olumsuz değişikliklerden kurtulmak için çok çeşitli dolgu maddeleri kullanılmaktadır. Dolgu maddeleri kullanımında temel 2 hedef ince çizgilerin doldurulması ve yüze hacim kazandırılmasıdır.

Yüz gençleştirme için özel olarak hazırlanmış dolgu maddeleri deri altına enjekte edildiğinde çizgi ve kırışıklıkları doldurarak cilde daha düzgün daha genç bir görünüm kazandırırlar. Dolgu maddeleri ile derideki lokal çöküntüler ve bazı tipteki skarlar (yara izleri) da doldurulabilir. Bunun dışında dudakların büyütülerek canlı, kıvrımlı veya kalın görünüme kavuşması, elmacık kemikleri, çene ucu ve alın bölgelerinin bombeliğini sağlamak için kullanılabilir.
Enjekte edilebilir dolgu maddeleri tek başlarına, cilt yenileme işlemleri ile birlikte veya “yüz germe (face lift)” gibi daha radikal girişimler ile birlikte uygulanabilir. Dolgu maddeleri genellikle plastik cerrah muayenehanesinde uygulanabilir. Ancak yüz germe, boyun germe, kaş kaldırma veya benzeri herhangi bir girişim nedeniyle klinik veya hastaneye yatmışsanız dolgu maddeleri enjeksiyonu ameliyatla eş zamanlı olarak hastanede yapılabilir.

Dolgu maddelerinin kullanım alanları:

  • Burun kenarından dudak kenarına inen çizgiler (Nazolabial Çizgiler)
  • Dudak dolgunlaştırılması ve etrafının gençleşitirilmesi
  • Göz çevresindeki kırışıklıklar
  • Göz altı torbalarını kamuflajı ve göz altı çukurlarında
  • El sırtı gençleştirilmesinde
  • Alındaki çizgilerde
  • Akne izlerive çöküntü şeklinde yara izlerinde
  • Yanak ve elmacık kemiği dolgunlaştırmada
  • Çene ucuna hacim kazandırma amacıyla
  • Vücuttaki bazı asimetrilerin düzeltilmesinde

Yüzdeki kırışıklıkların azaltılması, derinleşen mimik çizgilerinin daha az belli olması, yüzün daha dolgun ve genç görünmesi,göz altı torbalarının kamuflajı, dudakların büyütülüp şekil verilmesi, yüz bölgesindeki izlerin (skarlar) kamufle edilmesi ve el sırtı (dorsali)görünümünün gençleştirilmesi amacıyla kullanılırlar. Aynı zamanda bacak eğriliği, kalça (gluteus) ve meme büyütme ve vücudun çeşitli bölgelerindeki asimetrilerde kusursuz görünüm verir. Dolguların Kalıcılığı:

Yağ enjeksiyonları haricinde, güvenle kullandığımız dolguların kalıcılığı genellikle çok uzun olmamaktadır. Çünkü güvenli ürünler vücutta metabolize edilerek zamanla enjekte edildikleri yerden uzaklaştırılmaktadır. Metabolize edilemeyen, kalıcı ürünler ise, uzun etkilidirler ancak alerji ve istenmeyen reaksiyonlar oluşturduklarından kullanımları ciddi oranda kısıtlanmaktadır. Hem güvenle kullanılabilecek, hem de uzun etkili dolgu materyalleri geliştirilme araştırmaları devam etmektedir.

Dolgu Maddeleri Tipleri:

Dolgu maddeleri tipleri ikiye ayrılabilir;

Kişiden elde edilenler: Yağ dolgusu, dermis, fasya greftleri

Suni üretilen dolgu ürünleri:

  • Kalıcı olmayan dolgu maddeleri
  • Yarı kalıcı dolgu maddeleri

Kalıcı dolgu maddeleri (Yeterince güvenli bulmadığımdan hastalarıma uygulamıyorum).

Yağ Enjeksiyonu:

Yağ enjeksiyonu olarak bilinen bu işlemde hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden liposuction kanülü ile yağ alınır. Özel işlemlerden geçirildikten sonra yüz derisi altına enjekte edilir. Yağ dolgusu en sık olarak çökük yanakların, ağız ve burun arasındaki gülme çizgilerinin doldurulması, derideki çökme ve düzensizliklerin giderilmesi, alın çizgilerinin silinmesi ve dudakların dolgunlaştırılması amacı ile uygulanır. Son yıllarda verilen yağın sadece hacim artışı sağlamadığı aynı zamanda cildin görünümünü güzelleştirdiği ve hatta yara izlerini olumlu etkilediği gösterilmiştir.

Yağ enjeksiyonu uygulaması: Hem donör (verici) hem de alıcı sahaların temizlenip lokal anestezi ile uyuşturulmasından sonra emici bir cihaza bağlı olan kalın uçlu bir şırınga veya ince bir liposuction kanülü ile yağ belirtilen bölgelerden çekilir. Alınan yağ gerekli işlemden geçirildikten sonra alıcı sahaya enjekte edilir. İnjeksiyon yerinin üzerine bazen ince bir bant yapıştırılır. Tedaviden sonra ortalama olarak verilen yağın hacminin %50’si 3 ay içinde erir. Bu nedenle enjeksiyonla gerekenden daha fazla miktarda yağ verilir. Yüz çizgileri dışında çökük yanakların doldurulması, alın çöküklüğünün giderilmesi, çene ucunun dolgunluğunun arttırılması gibi bir amaçla kullanıldığında yağ enjeksiyonu sonrası yüzde geçici olarak şişlik ve bölgesel kabarıklıkların gözlenmesi doğaldır.

Geniş bölgelerde işlem yapılan hastaların kısa bir süre istirahat etmeleri uygun olacaktır. Ancak çoğu hasta tedaviden hemen sonra normal günlük aktivitelerine dönmektedir. Hem alıcı hem de donör sahada bir miktar şişme veya kızarıklık beklenebilir.

Bu şikayetlerin derecesi tedavi edilen yere ve büyüklüğüne göre değişir. Enjeksiyon yerlerindeki kızarıklık veya morluklar düzelene kadar yaklaşık bir hafta güneş ışınlarından korunulmalıdır. Bu sürede güneş koruyucu kremler veya fondöten kullanımı yardımcı olabilir.

Yağ enjeksiyonu ile elde edilen sonuçların devamlılığı hastadan hastaya değişmektedir. Bazı hastalarda bu süre bir yıl veya daha uzun süre de olsan hastaların çoğunluğunda ilk haftada sağlanan dolgunluğun hemen hemen yarısı üç aylık bir sürenin sonunda kaybolmaktadır. Zira ilk haftalardaki dolgunluk şişmeye bağlıdır. Üç aydan sonra ne kadar dokunun orada beslenip kaldığı az çok belli olur. Yeni enjeksiyonlar 6 ay sonra tekrarlanıp sonuç daha iyi duruma getirilebilir. Uygulama ilk yıl 2-3 kez yapılmasına karşın sonraki yıllarda yılda bir kez yeterli olabilir. Çizgilerin çok derinleşmesinden önce takviyeler şeklinde uygulanması çok daha akılcıdır. Bu tekniğin avantajı vücuttan iğne veya biraz daha kalınca bir kanül ile alınıp yağın hedef bölgeye iğne ile verilebilmesidir. Verilen yağ dokusu uygun bir teknikle uygulanırsa en az %50’si verilen yerde kanlanıp tekrar yaşama geçer.

  • Suni olarak Üretilen Dolgu Maddeleri
    Kalıcı Olmayan Dolgu Maddeleri Dolgu uygulama alanları

Hyalüronik Asit: insan vücudunda doğal olarak bulunan ve kendi hacminden bin kat fazla su tutabilen bir maddedir. Böylece derinin suyu tutmasını ve hacminin artmasını sağlar. Hyalüronik asit enjekte edildiği yerde ortalama 6-12 ay içinde kalır ve vücut tarafından metabolize edilerek atılmaktadır. Gelişmiş laboratuvarlarda üretilerek kozmetik uygulamalara sunulmuştur. Hyalüronik asit ürünlerinin vücutta kalış süresi kimyasal yapılarında ek çapraz bağlar eklenerek uzatılmıştır. Bu grupta Restylane, Perlane, Puragen, Teosyal, Varioderm, Surgiderm, Juvaderm, Teosyal Redensity (Işık Dolgusu), Amalian, İdea, Perfectha, Juvederm Voluma gibi bir çok farklı marka bulunmaktadır.

Yarı kalıcı dolgular

Etkinlik süreleri 2-5 yıl arasında değişen dolgu maddeleridir. Bu dolgular daha çok yanakta, nazolabial çizgilerde ve el sırtında uygulanmaktadır. Dudağa uygulanması uygun değildir. Bu dolguların bazıları özellikle söz etmeye değer: Radiesse, Sculptra, Beautical 2/5

Radiesse

Radiesse kalsiyum hidroksiapatit içeren oldukça güvenilir bir dolgu maddesidir. Radiesse genelde yanak, burun yanak dudak arasındaki çizgilerini düzeltmede, çeneyi, elmacık kemiklerini belirginleştirmede ve el sırtını gençleştirmede kullanılır. Dermisin alt tabakasına uygulama yapılmaktadır. Geçici olarak hafif kızarıklık ve hassasiyet yapabilir. Uygulama sonrasında yaklaşık 1 haftada doğal görünüm oluşur. Alerji yapmaz ve kalıcılığı 2 yıldır.

Sculptra

Poly-L-laktik asit içerikli bir üründür. Yüzde elmacık kemiği üzeri, yanak ve çene çevresinde kullanılır. Derin plana enjekte edilir. Gereken dolgu miktarı her bir yüz yarısına yarım veya 1 flakondur. Uygulamadan 1 gün önce Sculptra sulandırılır. Uygulamadan sonraki ilk bir kaç gün uygulama bölgesinde birkaç gün süren hassasiyet, kızarıklık, hafif morluk ve şişlikler olabilir. Sculptranın oluşturduğu doku artışı daha sonra ve yavaş yavaş oluşur. İlk günlerde sertlik oluşursa, hafif masajlar tedavi edici olmaktadır. Sculptra, bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda ve gebelerde kullanılmaz. Seans sayısı istenen hacim artış miktarına ve kişinin doku özelliklerine göre değişir. Hafif olgularda tek seans yeterli olurken, ağır olgularda 4 seansa kadar enjeksiyon gerekebilir.